Anneler, babalar, abiler, ablalar, kardeşler… Yarın sadece sınava girecek genç kardeşlerimiz için değil, onları bekleyen aileler için de heyecan dolu bir gün olacak.

Bazı klişe sözler vardır, yıllardır sınava giren öğrencilere söylenip dururulur: Heyecan yapmayın, rahat olun, bilmediklerinizi boş bırakın vs vs. Ama soru kitapçığını gören öğrenci için bunların hiçbir anlamı kalmaz; çünkü soruları gördüğünüz anda kalbiniz adeta bir ramazan davulu gibi gümbür gümbür çarpmaya başlar. Ve bu durumu, sadece o heyecanı yaşayanlar bilir.

Sınav salonuna girmeden önce ailenizle kucaklaşacak, artık her şeyin bitmek üzere olduğu salona ayaklarınız geri geri giderek gireceksiniz. Gözlerinizden biri soru kitapçığı üzerinde, diğeri duvarda asılı olan saatte olacak. Kurşun kalemlere zarar vermemek için öyle nazik kullanacaksınız ki onları, hayatınızın bu iki kurşun kaleme bağlı olduğunu düşüneceksiniz. Sınav salonuna gelmeden önce aldığınız suyu lıkır lıkır içerseniz lavaboya gitme ihtiyacınız olduğunu düşünecek ve o suyu birkaç yudumdan fazla içmeyeceksiniz. Cevap formundaki yuvarlakların taşmaması için kibar bir şekilde karalayacaksınız ve belki de o an kendinizi bir ressam zannedeceksiniz.

Bunları, yarın sınava girecek Zevzek kardeşlerimizi daha da heyecanlandırmak, gerginliklerini arttırmak için değil, bizlerin birer YGS mağduru, bizden öncekilerin de başka başka sınavların mağduru olduğunu hatırlatmak için zevzekliyoruz.

Sınava girecek tüm Zevzeklerimize şimdiden başarılar diliyor, sınavı alınlarının akıyla atlatmalarını temenni ediyoruz. Çalışanın kazandığı, çalışmayanın şansının açık olduğu bir sınav olması dileğiyle, bileğinize kuvvet Zevzekler!

 

Mutlu ÇAYLAK

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.