Kaptan Köşküne Hoş Geldiniz!

Her sene yaptığım gibi bu sene de haziranın 1’i oldu, koştum tatile gittim. Bu sefer farklıydı. Tek başıma gittim. İnsan ne yaparsa yapsın kendini tanımıyorsa kendisiyle baş başa tatile çıkmasın. Aa, size kendimi tanıtmayı unuttum. Bu diyarın sevileni Kırmızı Gömlek’imiş. Ona rakip olarak geldim; fakat alanlarımız farklı. Yine konu kaynadı. Bana Monkel diyebilirsiniz. En azından artık beni böyle tanıyorsunuz. Benim suçum kendimi çok tanımadan yalnız başıma tatile çıkmaktı.

Hayır, başlıkta kaptan yazıyor diye mavi tura çıktığımı düşünmeyin, ben içime doğru ufak bir tura çıktım. Tatile gittiğim yerin ismini size söyleyemem; ama şunu bilin gerçekten çok güzel kızlar vardı. Onlara baktıkça kendimi sorgulamaya başladım, sorguladıkça baktım, baktıkça sorguladım. Sizce de boşuna yaşamıyor muyuz? Hayır, bir Tesla olsak, iki üç bir şey icat etsek. Gelecek nesiller arkamızdan “İbne Edison hakkını yedi, çalıştırtmadılar adamı.” diye diye hakkımızı savunsa tamam. Anca oturalım o, onu yedi, bu bunu yedi, Tesla beleş elektrik bulmuş, Edison elektrikten para kazanamayacak diye engellemiş adamı yakmış projesini, türlerinde azıcık emmi olup azıcık pis gıybetçi esnaf şeklinde konuşalım. Boş değil miyiz, şimdi bir durup düşünün. Taksime gidip dilek mumuna ayıp olmasın diye bir lira atmayı biliyorsunuz. Ee onun dışında birine bir faydanız oldu mu? Hadi birine olmasın da dünyaya bir katkı yaptınız mı? O da yok.

Böyle şeyleri düşünürken o geldi. 1980’lerden kalma herif. Uzun sakalı, “Top Gun”dan bildiğimiz meşhur gözlük markasının damla modeli. Amerikan polis gözlüğü desem anlarsınız zaten. Turkuaz rengi çizgili, yakalı tişörtü ve emekli amca şortuyla tepemde dikildi. Emekli amca şortunu bilirsiniz. Kahverengiye yakın, belden kemerli, dizin biraz daha üstünde olur. Oturduğum şezlongtan beni kaldırdı. Ne o tek kelime etti, ne ben ettim. İki adam el ele iskeleye gittik. Bu hareketten sonra bir şüphelenip kaş göz yaptıysam da koşarak gidiyorduk. Zorla iskeleye çıkarttı. Abrahamoviç’in yatının arkasına bakmamı söyledi. Çok sorgulamayın. Ben de çok sorgulamadım.  Büyük görünen (kü)çücük bir korsan gemisi. Bir sigara yaktı gemiye binerken.  Arkasından atladım gemiye, korsan gemisi bulmuşuz kaçırmayalım. Diyaframdan bağırdı “Welcome on board!”. O uzun sessizlik, ardından ufak bir açıklama geldi. “Yani güverteye hoş geldin! Bir çeviri hatası olabilir. Bize de böyle öğrettiler. Sana yardıma geldim. Gel senle az gezelim.”

“Abi eşyalar otelde kaldı. Kimliği alsaydım bari.” demeye kalmadan ayrıldık limandan. Ufak tefek çekik gözlü bir kız geldi. “Gemimiz oktivya çift çıkışa sahiptir. Acil durumda koltuğunuzun altında bulunan can yeleklerini bu şekilde kullanabilirsiniz. Ani basınç değişikliklerinde koltuğunuzun üzerinden çıkacak olan bu…” Hayal gücüm bana oyun oynuyor. Derme çatma bir korsan gemisinde, uçak hostesi gelip bana uçak anonsu yapıyor. 80’lerden kalma herifin yanına koştum “Abi bu nedir?” dedim. “Senin kontrol panelindeyiz. Ben kaptan pilotunuz Hulusi ve kabin görevlimiz Aysel ile yaklaşık on bin feetden 780km ile yapacağımız bu yolculuğumuzda senin içini ve işleyişini göreceğiz. Lütfen yerinize oturunuz.” dedi. Kaptan köşküne hoş geldim.

Monkel

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.