Dünyada ve Türkiye’de bugüne kadar, hafızalarımıza kazınmış ve kolay kolay da unutamayacağımız çok fazla sosyo politik olay yaşandı. Örneğin Soma’da yaşanan maden faciası ya da çocuk gelinler meselesi, kesinlikle üzeri bir kalemde karalanacak konulardan değil. Bir de bu konuların sanatla birleştiğini düşünün; işte o zaman insanların aklına çiviyle çakılır sanırım.

Türkiye’de, yani bizim topraklarımızda bu konuları herkesten farklı bir şekilde gün yüzüne çıkarmış bir sanatçı yaşıyor. Türkiye’nin tek su altı politik fotoğrafçısıNejdet Demirtaş, Türkiye’nin ve Dünya’ nın en kritik sosyo politik olaylarını insanların aklına sabitlemeye çalışıyor. Su altını ve politikayı bir araya getirmeyi başaran Demirtaş, son çalışması olan Çanakkale Savaşı’nı daha tamamlamadan yoğun temposunda Zevzek Haber’in sorularını cevapladı.

Türkiye’nin tek su altı politik fotoğrafçısı Nejdet Demirtaş kendisi için neler söyler?

Nejdet Demirtaş, kendisini toplumsal sorunlara karşı duyarsızlık konusunda öfkeli biri olarak tanımlıyor. Esasında hikayenin temeli bu. Bu fotoğrafları ne için veya kimin için çekiyorsun dediklerinde kendim için çekiyorum cevabını veriyorum. Bu benim öfkem ve ben bu şekilde yansıtıyorum. Kendimi duygusal, romantik-salak olarak tanımlıyorum, gerçekten de öyleyim. Hala eski bir insanım diyebilirim.

Fotoğrafçılığa nasıl merak saldınız?Duran Adam

1983’te amatör olarak fotoğraf çekmeye başladım. 87’de bir arkadaşımla bu işi daha da ilerletmek için bir kursa gitmeye başladık. Fakat teknik ve teorik kısmı bana çok uzun geldiği için sıkıldım. Daha sonralarda ise kendime bir fotoğraf makinesi aldım, amatörce çekmeye devam ettim. Yıllar ilerledikçe bu işin üzerine daha fazla düşmeye başladım. 2000 yılında dalmaya ve beraberinde su altı fotoğrafları çekmeye başladım; ama o zamanlarda deniz canlıları falan çekiyorduk tabi. İşin politik boyutu daha sonralarda başladı.

Kirmizili Kadin 02Su altı dünyası ve politika çok farklı iki dünya. Bu iki dünyayı bir araya getirme fikri nasıl oluştu?

Aslında bu hikaye çok tesadüfi oldu. Benim de 23 yaşında bir oğlum var, Gezi Parkı olayları sırasında orada bulundu arkadaşlarıyla beraber. Fakat orada polisin faşizminden yaralanan ve ölen çocukları gördükten ve halkın da buna tepki göstermesinden sonra bir şeyler yapmam lazım diye düşündüm. Ben de bildiğin üzere Kaş’ta yaşıyorum ve herkes yasal haklarını ve tavrını kendi bulunduğu yerlerde korumalı diye düşündüm. Daha sonra, su altı modeli olan bir arkadaşım, buraya fotoğraf çekmeye gelmişti. Benim de aklıma Gezi’nin sembollerinden olan Kırmızılı Kadın‘ı fotoğraflamak geldi. Arkadaşımdan rica ettim ve kırmızı bir elbiseyle ilk olarak onun fotoğrafını çektim. Bu fotoğrafım ilgi görünce benim de aklıma diğer sembol fotoğrafları tekrar yaratmak geldi. Daha sonra Duran Adam ve Lobna‘nın vurulduğu anı fotoğrafladım. Lobna’nın yerde yatışını gördüğümde çok üzülmüştüm ve kendi rahatsız olduğum şeyleri koydum ortaya. Bütün her şey, Gezi Parkı’ndan sonra başladı ve hala aklıma kareler geldikçe Gezi Parkı’yla ilgili fotoğraflar çekiyorum. Soma’da yaşanan maden faciasıyla ilgili çekimlerim ise o zaman ki başbakanımızın “Madencilerin fıtratında ölüm vardır.” demesi ve madenci bir arkadaşımızın, aşağıda arkadaşları ölürken sedye kirlenmesin diye çizmelerini çıkarmak istemesi, aslında topluma karşı ne kadar baskılı bir yönetim uygulandığını gösteriyor. Bu beni çok rahatsız etti ve Madenciler projeme böyle başladım. Daha sonra bir haber okudum. Yemen’de 8 yaşındaki bir çocuk, 52 yaşındaki bir adama satılıyor ve gerdek gecesi ölüyor. Araştırdığım zaman dünyada 100 milyondan fazla çocuğun böyle satıldığını öğrendim ve bu haberden sonra, rahatsızlığımı çocuk gelinleri fotoğraflayarak dile getirdim.

CinayetÇanakkale zaferinin 100. yılında çok önemli bir çalışma gerçekleştiriyorsunuz. Bize biraz çalışmanız hakkında ve açacak olduğunuz sergi hakkında bilgi verir misiniz?

Geçen sene Çanakkale’de kişisel sergim vardı Truva Festivali kapsamında. Truva Festivali bence Türkiye’de ki en önemli kültür ve sanat festivali. İlk gittiğimde ben de çok bilgi sahibi değildim ancak festival boyunca bütün kentin festivalin bir parçası olduğunu gördüm. Bir akşam oradaki insanlarla konuşurken 2015 yılı Çanakkale Savaşı’nın yüzüncü yılı olduğu içi daha kapsamlı kutlamak istediklerini söylediler. Benden su altında Çanakkale Savaşı’nı çekmemi istediler. İlk başta insanları savaşırken su altında nasıl çelebileceğimi çok düşündüm. Daha sonra Çanakkale Belediyesi’nin söyleminde de olduğu gibi özgürlük ve barış konularını ele almaya karar verdim. Bu savaşın daha farklı yanlarını ele almaya başladım. Mesela yaralı bir Anzak askerini bir Türk askeri taşırken ya da cepheler o kadar birbirine yakınki, iki taraf birbirine yiyecek atarken görüntülerini karelemeyi  düşündüm. Aslında savaşı kazananlar savaşanlar değildir, onları oraya sürükleyenlerdir. Asker dediğimiz bu insanların kardeşleri, sevgilileri, anneleri, babaları çocukları vardı. Bununla ilgili beni çok etkileyen gerçek bir hikaye var. Bir arakdaşımın annesi çocukken babası Çanakkale savaşından sadece bir günlüğüne izine geliyor, çocuğunu kucağına alıp sevip başını okşuyor ve savaşa dönüyor bir daha da geri gelmiyor. Annenin o günden hatıralarında kalan tek şey saçını okşayan kıvrılmış lacivert ceket kolu ve üstüne katlanmış beyaz bir gömlek manşeti. Babasının yüzünü dahi hatırlayamıyor. Mesela Anzak askerleri savaşmak için nereye geldiklerini bilmiyorlardı bile. Ben de onun için bir melek figürü düşündüm bir eliyle Türk askerini bir eliylede Anzak askerini ışığa yani yukarıya doğru çıkarıyor. Bu kareyi sunduğum an evet işte istediğimizde bu gibi fotoğraflar diye yanıtlar verdiler. Çanakkale belediyesiyle de anlaştıktan sonra hazırlıklara başladım ve 1 hafta önce de 11 kareden oluşacak bu projenin ilk karesini çektim. Temmuz sonuna kadar bitirmeyi hedefliyorum. Ağustos başında da sergi açılmış olacak.Madenci_Yardim

Bugüne kadar halktan ve basından beklediğiniz ilgiyi gördünüz mü?

Aslında ilk başta bu kadar tepki ve beğeni alacağını düşünmüyordum. Madenciler’den sonra tepki aldığım oldu. Sergilerin hepsi ulusal gazetelerde çıktı. Özellikle Milliyet’te çocuk gelinlerler ve somayla ilgili fotoğraflar ana sayfada yayımlandı. Basından beklediğimden fazla ilgi gördüm. Fakat tabiki beraberinde tepkilerde geldi. Mesela bir arkadaş bir yazı yazmıştı. Siz insanların ölüsünden rant sağlıyorsunuz gibi cümleler kullandı fakat bu sosyal sorumluluk projesinde ben bütün masrafları cebimden karşılıyorum ve hiçbir fotoğrafı kesinlikle satmıyorum. Bu sadece bilinç uyandırma hikayesi. Ben aslında kendimi herşeyi unutan bir toplumda hatırlatma servisi olarak görüyorum. Yani konuyu kapatalım ve unutulsun gitsin mi? Zaten onun dışında çok fazla tepki almadım ama olumlu tepkiler çok fazlaydı diyebilirim.


İlerisi için kafanızda hangi konuları işlemek var?hic-boyle-gormediniz-soma-maden-faciasini-sualti-nejdet-demirtas-1434983

Çanakkale’den sonra bu Ağustos’ ta başlayıp kışa kadar kadına şiddet konusunu yetiştirmeyi düşünüyorum. Bu konu benim bu ülkede en rahatsız olduğum konulardan bir tanesi. Ne acı ki son on yıl yüzde bindörtyüz artmış. Cinsel ayrımcı bir insan değilim ancak hergün gazeteleri açtığımızda iki ve üç tane kadın cinayeti haberi görüyoruz.Yani öyle bir duruma geldik ki gazetede kadına karşı şiddet görmesek gazete eksik kalacak gibi. Bu konu da beni çok rahatsız ediyor. Ayrıca sadece sana söylüyorum Hrant Dink’in fotoğrafını çekmeyi planlıyorum. Kafamda sadece hikaye değil bazı olayları tek tek ele almakta var. O son gazetenin kapısındaki parke taşlarında yatarken üstü örtülü olan fotoğrafı yanında kırık bir kalemle çekmeyi düşünüyorum. Daha sonra engellilerle ilgili bir çalışma yapmayı düşünüyorum

Lobna_01Bu konuları işlerken otosansür uyguluyor musunuz? Çekindiğiniz düşünceler var mı?

Fakına varmadım ama oluyormuş. Bunu en nette çocuk gelinlerde anladım. Bu cinsel bir hikayeydi. Fotoğrafta kendisini duvağıyla asan çocuk bir gelin vardı, hikaye cinsel olduğu için ben genital bölgeye kan atmam gerektiğini sonradan anladım. Ben cidden insanların bu fotoğraflara baktığı zaman rahatsız olamalarını istiyorum. Çünkü hoşlarına gidecek fotoğraflar çekmiyorum. Bu toplumda farkına varmadan oldurulmuş tabularımız var ve bende kendi içimde yavaş yavaş kırıyorum ve kırdıkça daha sert yani insanların bakmaktan rahatsızlık duyacağı fotoğraflar çekeceğim.

Yaptığınız iş insalarda farkındalık yarattı mı?Yolculuk

Bu sorunun cevabını bu sene pansiyonumuza gelen ve hala kadın platformlarında yer alan bir arkadaşımız verdi. Geçen sene benim Kaş’ta açılan gezi parkı,soma ve madenciler sergimi gezen bir arkadaşı onada önermiş çok beğenirsin diye. Bende cevabı onun ağzından veriyorum, Lobna’yı, duran adamı, kırnızılı kadını görünce olayları ne kadar kanıksadığımızın farkına vardığını söyledi. O olaylar yaşandığında orda olduğunu ve resimleri görünce tüylerinin diken diken olduğunu olayları birdaha yaşadığını söyledi. Gezi’ nin yıldönümü etkinlikleri kapsamında Abbasağa’da ve Özgürlük Parkı’nda fotoğraf sergilerimi açtılar. Daha sonra kendimde sergiyi görmeye gittiğimde insanların fotoğraflara olan ilgisini gördüm ve kendimce bir farkındalık yarattığımı düşündüm. Örneğin projeme madenciler dememim sebebide bu ülkede sadece Soma olayı yaşanmadı, Zoguldak’ı unuttuk Kozluk’u ve diğerlerini unuttuk onların hepsini tekrar hatırlatmak istedim.

Röportaj: İbrahim Efeoğlu

Fotoğraf: Kübra Talay

 

 

 

1 Yorum

  1. Birgül Erken

    Eşsiz bir adam olan sevgili dostumuz Nejdet Demirtaş’i hakkini vererek anlatmak ancak bu kadar doğru sorularla olabilirdi. Tebrikler arkadaslar…
    …ve tabi ki bir kez daha kutlarım nevi şahislara münhasir fotograf duayeni Sevgili Nejdet…

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.