İzlediğimiz filmlerin etkisinde kalırız bazen. Gerçek gibi hissettirir ya hani o filmler. Her ne kadar etkilensek de, biliriz ki bu hikâyeler birilerinin hayal gücünün ürünüdür. Peki, ya bu hayal güçleri nerelerden etkilenmiş olabilir? Bu izlediğimiz filmlerin gerçek olduğunu ya da önceden yaşanmış hikâyelerden esinlenerek çekildiğini bilerek izleseydik neler hissederdik? Malum, havalar soğudu, oturup evde film izleme mevsimi, yani kış geldi. Aşağıdaki filmlerin çoğunu hemen herkes izlemiştir herhalde; ama bir de bu çılgın filmlerin gerçekliğiyle ilgilenelim mi?

umudunu kaybetme

1.Umudunu Kaybetme
Amerikan yapımı bu dram filmi, Chris Gardner’ın biyografisi niteliğinde. Filmde Gardner’ı Will Smith canlandırıyor. Aynı adlı taşıyan kitaba bağlı kalınarak filmin senaryosu hazırlanmış.
Karısı Linda ve oğlu Christopher yaşayan  Chris Gardner , 1981 yılında pahalı ve çabuk demode olan bir teknoloji olan kemik tarayıcı ürünlerinin satışını üstlenir. Bu ürünlerin satışında başarı sağlayamaması üzerine karısı Linda tarafından terk edilir.
Maddi kazanç sağlamak için değişik alanlara yönelen Gardner, bir yönetici ile tanışır ve bir rubik küpü çözerek onu etkiler. Dean Witter’da stajyer olur ve ücret almasa da programın sonunda parlak bir gelecek elde edeceğini umarak işi kabul eder. Parasal güvencesi olmayan Chris ve oğlu, kısa süre sonra oturdukları daireden çıkartılırlar ve düşkünler evi, otobüs durağı, tuvalet gibi geceyi geçirmek için bulabildikleri her yerde kalırlar. Chris, babalık görevini sevgi ve özenle yerine getirmeye devam eder. Oğlunun da kendisine karşı duyduğu sevgi ve güveni karşısına çıkan engelleri aşmak için kullanır.
Böyle okuyunca bilindik dramatik bir konuymuş gibi gelse de, filmi izlerken içinizde kalan o küçük çocuğu, babanızla olan ilişkinizi ve çocukken hissettiğiniz o babaya güven duygusunu fazlasıyla anımsayacak ve gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız. Demem o ki, izlemediyseniz kesin kez izlemelisiniz, izlediyseniz de bir kez daha gerçekliğini hissederek izleyin.

                                   kız kardeşimin hikayesi

2.Kızkardeşimin Hikayesi
Jodi Picoult’un aynı adlı romanından uyarlanan film, bir ailenin tüm üyelerinin, lösemi gibi ciddi bir hastalıkla mücadelesini konu ediniyor.
Anna Fitzgerald, doktorların önerisiyle genetik müdahaleler yapılarak dünyaya getirilmiş bir çocuktur. Doğumunun amacı olarak, lösemi hastası olan ablası Kate’in tedavisi ve nihai aşamada gerekli olan böbrek naklinin Anna’dan yapılması düşünülmektedir. Anna, ebeveynlerinin kendisi üzerindeki tıbbî haklarının sınırlanması amacıyla kentin en ünlü avukatı olan Campbell, Alexander’a vekalet vererek anne ve babasına dava açar. Kendisine bu girişiminde ağabeyi Jesse yardımcı olacaktır.
Herkesin başına gelebilecek olan bu illetin ardından bir de en yakınım dediğinizden böyle bir darbe yediğinizi düşünsenize…

psycho

3.Sapık
Sapık, ABD’de kültürel, tarihi ve estetik açılardan önemli filmler arasına seçilerek Kongre Kütüphanesi’nin Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar verilen filmlerden biri. Norman Bates, annesine saplantısı olan genç bir adamdır. Sinema tarihinde adından ünlü duş sahnesiyle söz ettiren, türünün en önemli örneklerinden olan film, Alfred Hitchcock’un başyapıtlarından biri olarak kabul ediliyor.
Kanınız donarak izleyeceksiniz, bu yüzden tavsiyemizi dinleyin ve yalnız başınıza izlemeyin bu filmi.
adry

4.Audrey Rose
Templeton ailesinin düzenli yaşamları, anne Janice ve baba Bill’in, 11 yaşındaki kızları Ivy’yi bir adamın sürekli takip ettiğini fark etmesiyle altüst olur. Ivy ise kabuslar görmekte ve her gece sinir krizleri geçirmektedir. Bill, polise başvurur fakat bir sonuç alamaz. Audrey Rose ise, bir trafik kazası sonucu arabanın içinden çıkamayıp annesiyle beraber yanarak feci şekilde can verir. Yıllar sonra bir falcı, babası Elliot’a Audrey Rose’un hala hayatta olduğunu söyler. Ivy’yi takip eden adam Elliot’tur ve ölen kızı Audrey’nin ruhunun reenkarnasyon geçirerek Ivy’nin bedeninde yaşadığına inanmaktadır…
Frank De Felitta, romanını, 6 yaşındaki oğlu Raymond’un daha önce hiç piyano dersi almadığı halde birdenbire mükemmel bir şekilde piyano çalmaya başlamasından etkilenerek yazar . De Felitta, Los Angeles’da daha sonra bu konuyu araştırınca, Raymond’un bu yeteneğinin vücut bulma olduğunu öğrenir. Bunun anlamı, çocuğun daha önceden pek çok hayat yaşadığıdır. Bu olaydan sonra da yazar, reenkarnasyona inanmaya başlar.

The-Babadook-izle

5. Karabasan
Kocasını 6 yıl önce kaybeden ve bu süreçte oğlu Samuel’ı yalnız büyüten Amelia, bir gün oğlunun kitapları arasında Mister Babadook adlı esrarengiz bir masal kitabı bulur. Kitabı okuduktan sonra, Samuel rüyasında Badabook canavarını gördüğünü söyler. Bu günden itibaren esrarengiz şeyler yaşanmaya başlar. Amelia kitabı yok ettikçe gizemli kitap, bir şekilde yeniden belirmeye başlar. Öte yandan Samuel’ın kabusları gittikçe şiddetlenmeye, bu durum Amelia’yı da derinden sarsmaya başlar. Hem Amelia’nın hem de Samuel’ın kabuslarını süslemeye başlayan gizemli Badadook gerçek midir?
Filmi izleyince bakalım size ne hissettirecek bu Badadook.

tatli-bela-2000

6. Tatlı Bela
Julia Roberts’ın filmografisinin Oscar’lı performansı olan yapım, hukuk eğitimi almamış olmasına rağmen, insan sağlığını tehdit eden çok önemli davalarda haklının kazanmasını sağlayan sıradan ama mücadeleci bir kadının öyküsünü anlatıyor.
Filmi izlesi kadar kitabı okuması da size keyif verecek. Çünkü kitabı okurken kendi hayal dünyanızı okuduğunuz odanın tavanından kendinize özel çekip izlemek dünyanın en keyifli uğraşıdır.

Bu filmleri biliyor olabilirsiniz; ama bir de bu hikâyelerin gerçekliğini bilerek izleyin derim.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.