Dostluk, Sevgi ve Çocuk Aşkının Çizdiği Bir Yol: Atölye Renklerden Renklere

 

Atölye Renklerden Renklere yepyeni bir oluşum. Hayalden gerçeğe doğru uzanmış bir filiz başı… Çocuk algısını yeniden düşünmemizi sağlayacak bir felsefe dünyası belki de…

Çocuk, aile, kültür ve eğitim olgularını tekrar ele alıp yeniden harmanlayarak insanlarla yeni bir şeyler üretme derdinde olan Atölye Renklerden Renklere ekibi bu doğrultudaki ilk etkinliklerini dün Göztepe Özgürlük Parkı’nda gerçekleştirdi. Etkinliğin amacı çocuklara hikâyeler okumak, bu hikâyelerle çocukların hayal dünyalarına merhaba demek ve ailelerle ekibe ilham veren eğitim modeli Reggio Emilia üzerine sohbet etmek.

Reggio Emilia Nedir Diye Merak EdenlereIMG_2979

Reggio Emilia yaklaşımı, II. Dünya Savaşı sonrası İtalyası’nda ailelerin ve eğitimci gönüllülerin “Her çocuk değerlidir, güçlüdür ve pek çok şeyi yapabilme kapasitesine sahiptir.” tezleriyle ortaya çıkmış. Yaklaşım savaşın sonunda Profesör Loris Malaguzzi’nin liderliğinde birçok sosyal bilimcinin çalışmalarıyla, çocuk odaklı bir öğrenme sistemi olarak geliştirilmiş. Eğitimin çocuğun yeteneklerini ortaya çıkarıp özgürleştirmesi ve gelişimini her alanda desteklemesi için bir pedagoji oluşturan bu yaklaşım Reggio Emilia kasabasında günümüzde hâlâ uygulanmaktadır. Türkiye’de yeni yeni keşfedilmeye başlanan bu yaklaşım, dünyanın çeşitli yerlerinde okullar tarafından ilham alınarak uygulanıyor.

Etkinlikten çok balonlar çocukların dikkatini çekmiş. İki arkadaş bundan rahatsız mı? Tabii ki hayır!

Etkinlik yeri olarak bir parkı seçmelerinin nedeni ise, etkinliğe sadece sosyal medya üzerinden haberdar olup gelenlerin değil, o an parkta bulunan herkesin onlara katılmasını sağlamak. Ekibi oluşturan iki ilkokul arkadaşı Merve Özkaya ve Seben Ayşe Dayı etkinlik alanı olarak neden bir parkı seçtiklerini böyle anlatıyor. Parkta onlara gelip burada yaptıklarını soran çocukları ve aileleri de gözlemleme şansı bulduklarını söylüyor. Onlara okuma yapacakları çevreyi hazırlarken ne yapacaklarını soran bir anne ve kızı etkinlik başladığında onlara katılacaklarını söyleyip bir süre sonra oradan ayrılmış mesela. Ya da etkinliğe katılacakların onları bulmaları için bir ipe astıkları balonlar çevredeki çocukların ilgisini kitap okumaktan daha çok çekmiş.

Dün gerçekleşen “Çocuklarla Hayaller, Annelerle Sohbetler” adlı etkinlik, ilk olması nedeniyle çok küçük bir kitleye hitap etse de projenin başkahramanları Merve ve Seben için önemli olan, yaptıkları şeyin niteliği. Kaç kişiye ulaştığı değil, insanlara ulaşıp nasıl etkiler bıraktığı… Geçtiğimiz sene bir eğitim derneğinin çatısı altında Reggio Emilia ilhamlı 3 aylık bir çocuk atölyesi yapmışlar. Yine aynı dernekte  büyüklere yönelik iki Reggio Emilia yaklaşımı semineri düzenlemişler. Eylül ayında başvurdukları İŞKUR hibe fonundan olumlu dönüş alırlarsa, Atölye Renklerden Renklere’yi bir mekân içinde açacaklar. Baktık fondan olumlu cevap yok, Kickstarter’dan zevzekler olarak etkinlik açacağız, her türlü destek ile yanlarındayız! Türkiye’yi geçtik, bundan dünyanın haberi olmalı!

Bunun dışında yukarıda sözünü ettiğimiz ve son yıllarda ikisinin de hayatında önemli yer kaplayan İtalya kökenli bir eğitim felsefesi olan Reggio Emilia yaklaşımı üzerine ailelere danışmanlık vermekteler, yeni dönem için kurumlara danışmanlık vermeye hazırlanıyorlar.

“Reggio Emilia hayatıma niyetsizce giren şeylerden biriydi. Çocuklarla beraber hayatıma katılan en anlamlı şey oldu. Reggio ile çocuklara dokunmaya başladıkça, hayatta gerçekten yapmak istediğim şeyin bu olduğunu anladım.” diye anlatıyor Seben, Reggio Emilia ile olan hikâyesinin nasıl başladığını.

“Eğitim sistemimize alternatifleri ararken ilk olarak başka yaklaşımlar keşfettim ancak Reggio Emilia ile tanışınca çocuğa bakışına, verdiği değere ve yapılan projelerle çocuğu üretmeye teşvikine bayıldım. Eğer çocuklar eğitim için bir yere gideceklerse, böylesi üretken ve sosyal olabilecekleri bir yer olmalı bu.” diyerek Reggio Emilia’ya hayranlığını dile getiriyor Merve de.IMG_2975

 

Peki ama… Nasıl ortaya çıktı bu Atölye Renklerlden Renklere ve bu kızlar Reggio Emilia’ya nasıl bulaştılar?

Seben ve Merve iki ilkokul arkadaşı, hatta ilkokulda sıra arkadaşı imişler. İkisi de bir zaman sonra sosyal bilimlere gönül düşürmüş. Seben sosyal antropoloji, Merve ise sosyoloji okumuş. İkisinin ortak derdi ve aşkı olan şeylerse çocuklar ve eğitimmiş. Merve son sınıfta derslerinden bağımsız olarak alternatif eğitim yaklaşımlarını keşfetmiş ve ülkedeki eğitim sisteminin çarpık halini reddettiğinden dolayı mezun olmayı, böyle bir sistemden işe yaramayacak bir diplomayı almayı kabul etmemiş. Son final haftası okulu bırakıp çocuklarla ve zaman içinde anneleriyle alternatif eğitim üzerine çalışmaya başlamış. Şu aralar kendisini çocuklara adamış durumda. Seben ise sahip olduğu fiziksel engelin toplum üzerinden “zihinsel” algısını yıkmak için işin çözümünü okumakta bulmuş. Okuduğu bölümler ona eğitim sisteminin toplum üzerindeki etkisini kuvvetlendirmek için kültür denen şeyin nasıl bir başkahraman olduğunu göstermiş. Yani anlayacağınız, o da okuduğu sistemden pek memnun değil. Kültürün eğitim ve çocuklar üzerindeki etkisini incelemek amacıyla Reggio Emilia yaklaşımını kendi içinde yeni yorumlamaya çalışan bir ilkokulda gözlemci öğretmen olarak çalışmış. Aynı zamanda çocuklarla engellilik algısı üzerine bir farkındalık çalışmasını da beraber yürütmüş.

Reggio Emilia felsefesi ile tanışmaları ikisinin de bir dönem birlikte çalıştıkları bu felsefeden ilham alarak eğitim vermeye çalışan bir anaokulu sayesinde olmuş. Sonrasında zaman zaman farklı, zaman zamansa aynı yerlerde bu felsefe üzerine çalışıp emek harcamışlar. Şimdiyse yeniden beraberce yol alıyorlar. Delilik ve sevgiyi işlerinin içinde baki kılarak…

 

“Ne kadar güzel projeymiş” derseniz buyurun size ulaşım adresleri:

http://renklerdenrenklere.blogspot.com.tr/

www.facebook.com/pages/Atölye-Renklerden-Renklere/

 

 

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.