Emirhan Çınar

Sararan duvarlarla konuşmaya başladım. Seni anlatamadığım zamanlarda yaktım sigaramı. Tam burada çay bardaklarını masadan kaldırdın. Mutfak tezgahında hala bıraktığın gibi duruyor çay bardakları. Çay kaşıklarını bile bardağın içinden çıkarmadım. Ben çayı bıraktım artık, sensiz çaylar beni şeker hastası yapar. Bu dert de delirtir. Gerçi delirmeye müsait ruhum, hazır yakalamışken delireyim delirebildiğim kadar . İsyan edercesine bağırayım “SOKAK LAMBALARI BİLİR GECE YAŞAYAN İNSANLARI!” diyerek beraber delirelim..

Ben artık sadece annemin demlediği çaydan içerim! En güzel çayı o demler, en güzel şiiri sen okursun ve en güzel ben dinlerim seni. Arka fonda en sevdiğin şarkılar çalmaya başlar, duvarlar biraz daha sararır. Tekel açıksa bir kaç bira eklenir böyle gecelere. Hayallerimin peşinde koşmam gereken yaştayken ben oturdum seni özlüyorum. Önce koltuk ortadan ikiye bölünüyor, sonra ben seni göremediğim günler için bölünüyorum. Koltuk senin oturduğun yerden bölüyor kendini.

Yeniden başlıyor her şey. İki yıl öncesine sarıp başa aldık zamanı. Aynı filmi daha önce de görmüştüm. Sonu güzel bitmeyen düşük bütçeli filmin başrolüydük. Ayrı evlerde kalorifere yaslanıp elimizdeki kitaplarda birbirimizi bulduğumuz dizelerin altını çizerken kaç kalem bitirmiştik?

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.