Kadını kadınlar günü, anneler günü, sevgililer günü diye hatırlamak, güzel sözlerle ruhunu okşamak, bir günlüğüne ona değer vermek ne kadar adil ya da etik, tartışılır. Ama kadın haklarını, hukukunu savunmak, hemcinslerimin haklarını bilerek yaşamasını istemek neden feministlik olarak adlandırılsın ve bu, neden kötü bir şey olsun ki?

fft99_mf6079294

Yukarıdaki oranlara bakıldığında kadınlarımızın sosyal, ekonomik de siyasi alanlarda yeterince aktif olmadığı görülüyor. Daha demokratik bir ülke olmak adına kadına fazlası değil, insan olduğu için kazandığı hakların verilmesi gerekiyor.

Kadın, haklarını elde edemediği, elinde olanları da bilmediği sürece çocuk gelinleri, resmi nikâh diye bir şeyin varlığını bile bilmeyen imam nikâhlı eşleri, koca işkencesinden kaçıp sığınma evlerine yerleşen kadınları ve daha nicelerini her gün gazetelerde görmeye, televizyonlarda izlemeye ve konuşmaya devam edeceğiz. Üniversite mezunu, ekonomik bağımsızlığı olan kadınlar bile sevgililerinden, eşlerinden şiddet görebiliyor. Peki, neden? Bu basit ama cevabını bir türlü veremediğimiz soruyu ve Türkiye’nin kadın gerçeğini, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim görevlisi ve Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Başkanı Nazan Moroğlu ile konuştuk.

Türkiye’de her kesimden kadın şiddete maruz kalıyor ve bunu saklama ihtiyacı duyuyor. Sizce bunun nedeni nedir?

Türkiye’de kadın, doğduğunda babasının soyadını; büyüyüp evlendiğinde de eşinin soyadını alıyor. Doğduğu andan itibaren erkek egemen bir kültürle büyüyor, evlendiğinde de eşinin egemenliği altına giriyor. Bu yüzden kadın, toplumda ürkek, dışarıda yalnız olmaktan çekinen bir birey haline geliyor. Şiddetle mücadele adına, yakın tarihte çıkarılan yasalar kadının sosyal yaşama ve iş hayatına girmesine vesile oldu. Bu yasalar yeterli yaptırımlar ve kesin çözümler olmasalar da kadın için daha yaşanılır bir toplumun temelini atmıştır.

Kadın istismarı davalarında, sanıkların cezaları basit sebeplerle indirim alıyor ya da sanıklar beraat ettiriliyor. Bu durumlar yasalardaki boşluklardan mı kaynaklanıyor yoksa hâkimin inisiyatifi mi kararı belirliyor?

Judge holding gavel in courtroom

Bugüne kadar medyada gördüğümüz, okuduğumuz haberlerden de bildiğimiz gibi, kadın istismarı davalarında genel olarak karar, hâkimin vicdanına, yetiştirildiği kültüre ve yaşadığı çevreye göre şekilleniyor. Eğer hâkim daha muhafazakâr bir çevrede yaşıyorsa tahrik edici unsurlar buluyor ama tersi düşünceyle yaşıyorsa ortada bir bakış açısıyla yaklaşabiliyor. Yasalar hâkimin isteği üzerine karara uygun olanlarıyla işleniyor.

Özgecan Aslan cinayetinden sonra tecavüz iddiaları gündeme geldi. Kamuoyu ikiye bölündü, bir kesim idam cezası derken diğer kesim hadım gelsin dedi. Sizce idam ya da hadım caydırıcı nitelikte bir ceza, bir çözüm olabilir mi?

10954825_1587888094780749_1936549678_n

Her kadın özel, her kadın güçlüdür; ama haklarının ve gücünün farkında olan kadın daha özeldir. Hayat herkese adil davranmayabilir, bizler şansımızı da şanssızlığımızı da kendimiz yaratırız çoğunlukla. Şanslı doğmasak da hayata karşı yenilmemek için bilgili ve bilinçli olursa aydınlık bireyler yetiştirebiliriz. Böylelikle  kadın sığınma evleri, kadın cinayetleri, en önemlisi de çocuk gelin haberleri gazetelerimizin 3. sayfa haberlerini doldurmaz.

“Yeryüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.” M.K. Atatürk

Gözde EMLİK

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.